Hayat inişli çıkışlı yokuşlardan oluşuyor. Düz bir çizgide devam etmiyor. Çoğu zaman bizi yoran da zaten bu yokuşlar. Bu yokuşlardan kurtulmayı umuyoruz içten içe. Adına iyi bir hayat diyoruz. Bizi yoran hiçbir şeyi istemiyoruz hayatımızda. Kışın sert soğuğunu, yazın kavurucu sıcaklığını... Hep bir şekilde nefes alacağımız alanlar yaratmaya çalışıyoruz kendimize. Yerini beğenen çiçek misali. Beğenmediğimiz bir alanda solup gidiyoruz bizlerde.
Ama yoluna girmiş bir hayat hepimiz için farklı anlamlar ifade edebilir. Beklentilerimiz farklı çünkü. Arzularımız ve geleceğe bakış açımız çeşitlilik gösteriyor. O yüzden bu yoluna girmiş hayat dediğimiz şeyi gözlemlediğim kadarıyla biraz açmak istiyorum.
1. Çocukluk Hayallerimiz
Çocukluk bambaşka bir zaman dilimi. Öyle ki yaşamın hiçbir alanı duygusal yoğunluğumuz üzerinde bu kadar etkili değil. Sonradan birçok şey değişse de bu kolay bir şekilde olmuyor. İçinizde çocukluktan kalan bazı beklentileri söndürmeniz gerekiyor ve yaşamınızda yeni kararlar almanız icap ediyor.
Hepimizin küçük bir çocukken hayattan beklentileri vardı. Bunların birçoğu uçuk kaçık olsa da bazılarının peşini hiç bırakmadık. Onları içimizde hep koruduk ve uzun yıllar boyunca beslemeye çalıştık. Bunlar bir nevi geçmişle bağlarımızı koruyordu çünkü. Aynı hayaller o çocuğa ulaşmamızda aracılık ediyordu.
Büyüdükçe çoğu imkânsız hâle geldi ve bu bizde kırgınlık yarattı. Hayatımızı yoluna koymamızın temel şartlarından biri bu hayalleri yaşıyor olmamızdı çünkü. Sonraları bize ait olmayan ve mecbur kaldığımız hayalleri benimsemiş olsak da bunlara karşı hep belirli mesafede olduk. Yani sanki bir şeyler hep eksik gibiydi.
2. Mevcut Şartlar ve Beklentiler
Büyüdük ve daha gerçekçi bakmaya başladık hayata. Ama bu biraz sıkıcıydı. Yine de umutlarımız vardı zamanın şartlarına göre. O yüzden elimizden geleni yapmaya devam ettik.
Bu şartlardan yeni beklentiler edindik kendimize. Hiç değilse belirli sınırlar içinde gönlümüzce yaşayalım dedik. Evet, yoluna girmiş hayat biraz da gönlümüzce yaşamaya eş değerdir.
Beklentileriniz gerçeğe dönüşmediği zaman mevcut şartları zorunlu olarak kabul ediyorsunuz. Böyle bir durumu da kimse istemez. Zorunluluğun olduğu bir yerde hayat yoluna girmiş sayılmıyor. Tekrar çiçek hikâyesine dönecek olursak hiçbir çiçek ait olmadığı ve kendisine uygun olmayan bir alanda büyüyemez. Bizler de öyle.
Buna çare olarak bakış açımızı değiştirebiliriz. Her ne beklentimiz varsa imkânlar dâhilinde onu dönüştürebiliriz. Çünkü bizler de dönüşüyoruz ve biraz esnek olmak da hiçbir zarar yok.
3. Hayat Yorgunluğu
Artık hayatın ne kadar yorucu olduğu gerçeğini hepimiz biliyoruz. Küçük bir çocuk dâhi bunu anlayabiliyor.
Yaşam içinde biraz soluklanmak istiyoruz. Çünkü bir maratonda gibi çocukluğumuzdan beri koşturup durduk. Doğduğumuza pişman olduğumuz anlar oluyor. Keşke böyle bir dünyada yaşamasaydım gibi şeyler söylüyoruz. Özellikle sınıfsal olarak çok geri bir aileden geliyor isek bu durum daha zorlayıcı oluyor. Çünkü tek başınasın kendinden başka kimsen yok. Hiç dinlenmeden devam etmek zorundasın. Bir gün her şeyin yoluna girmesini umarak yaşamaya mecbursun.
Yoluna girmiş bir hayatı en çok bu yüzden istiyoruz. Artık bir işe yarasın her ne ile uğraştıysak, güzel bir sonuç alalım mesela.
Kendi yolumuzda olalım. Yoluna girmiş bir hayat budur işte. Sorunsuz bir hayat değil. Ne olursa olsun bize ait ve çabamızın sonuç verdiği bir hayat.
Sonuç: Her Durumda Bizim Hikâyemiz
Hayat bizim, ne olursa olsun onu sahiplenmeliyiz. Şartlar bir gün değişir. İnsanlar gider, insanlar gelir. Yoluna girer her şey. Hem de hiç ummadığımız bir anda güzel hikâyelerin içinde buluruz kendimizi. Anlarız ki yoluna girmiş hayat dediğimiz şey aslında bizim büyüme hikâyemizmiş. Üstelik çok şey öğrenmişiz yaşadıklarımızdan. Farkındalığımız artmış mesela. Bu ne işe yarar? Önce kendi yolumuza sonra başkalarına rehber oluruz. Güzel bir vizyonumuz olur. Bu da yoluna girmiş bir hayattaki temel şeylerden biridir. Herkesin sahip olamadığı bir bakış açısı, seni daima diğerlerinden bir adım önde tutar.
Tags
düşünce yazısı
