Çemberin Dışında Olmak

Yaş 29! Bugün bir gerçekle daha yüzleştim. Çemberin dışındayım. Bu ne demek biliyor musunuz? Benim için sıramın gelmesi diye bir durum söz konusu olmayacak. Çünkü sıra ve o herkes gibi sürdürülebilen yaşam sandığımız şey, sadece çemberin içinde olanlar için geçerli. Ben ise zaten çemberin dışında doğdum.

Farkına vardım bugün. Çember diye bir olgu var. Acımasız geliyor kulağa biliyorum ama saf bir acı değil bu. Bütün farkındalıkların bir bedeli vardır. Gözün açılır, zihnin açılır ama yeni bir gerçekliği kabullenmek zorunda kalırsın. Ben çemberin dışındayım. 

Hadi, biraz bu konuyu genişletelim mi? Belki daha sağlam oturur zihninizde.

Çember ve Sistem

Hepimiz adını farklı şekilerde tanımladığımız bir sistemin içinde dünyaya geliyoruz. Dünya, 21,yy, ülkemiz ve doğduğumuz çevrenin koşulları gibi çeşitli sınıflandırmalar mevcut. Fakat gerçekte ise sistem bunların hepsini içermiyor. Aynı gemide değiliz yani. Bir çember var sadece; zaman burada akıyor, bir bayrak yarışı gibi sıra burada ötekine geliyor. Bir kamera düşünün, sadece bu çemberin içini alabiliyor kadrajına. Dolayısıyla çemberin dışında kalanlar bu hikayenin bir parçası olamıyorlar. Tabii kendi hikayelerini yazamadıkları sürece. Peki bunu başarabilecekler mi? Tek bir bağlantı, destek ve görünürlük bile yok. Ama önce farkına varabilecekler mi çember diye bir gerçek olduğunun?

Çok soyut oldu biliyorum. Hadi, şimdi de biraz somutlaştıralım. Burada bir umutsuzluğu anlatmıyorum. Bizden geçti durumundan ya da adaletsizlikten de yakınmıyorum. Sadece bir gerçekliği hatırlatıyorum; çember.

Her şeyin bir sistemi vardır. Sistemin bile. Bu durum aktarımın kolayca ilerleyebilmesi için devamlılık sağlar. Bütün gruplar sisteme dahildir. Arkadaş, iş, aile ve yaşam...

Adına çember dediğimiz olgu ise sistemin üyelerini içinde barındırır ve zamanın akışında onları sırasına göre sınıflandırır. Gruplar için çember, bir amacı yürütür. Örneğin; dostluk ve  iş...  Ama çemberin varlığı o amacın kendisine ayna tutar ve içerisindeki her bireyin davranışını ve yazgısını biçimlendirir.

Çemberin İçindeki İçin Hayat

Çemberin içinde yaşayan bireyler için hayat bir akış halindedir. Sırası gelir ve yaşarlar. Okula giderler, mezun olurlar, bir iş bulurlar ve diğerleri gibi bir önceki neslin yaşamını sürdürürler. 
Kulağa çok güzel ve kolay geliyor değil mi? Sırf doğmuş olmak bile bu sıranın gelmesi için yeterli. İstediğiniz kadar sıradanlıktan şikayet edin ama içten içe bunun aksi bir hayat olmayacağını da biliyorsunuz. Ve öyle de oluyor gerçekten.

Fakat şöyle bir gerçek var; çember sizi yaşatmıyor, o sizi tüketiyor. İnanılmaz bir hızla dönüyor ve  yaşamınızı harcıyor. Üstelik bunu yaparken şanslı olduğunuzu sanıyorsunuz. İtiraf etmeliyim ki, ben de şanslı olduğunuzu düşünenlerdenim. Çünkü sıradan bir hayat yaşamak çok büyük bir şans. Sırf bu yüzden insanlar için hayat ya en uçlarda ya da en diplerdedir. Ama çemberin içindeki insanın üzerinde sistemin o yumuşak yorganı örtülüdür. Sıradan bir hayat zaman zaman ruhuna ağır gelse de o yorganı üzerinden kaldırıp atmanın bir bedeli olduğunu da bilir.

Çemberin Dışındaki İçin Hayat

Sistemin dışında doğmuş ve hayatının bir dönemi boyunca ona dahil olmak için çırpınan insan. Bir dönemi diyorum çünkü artık bir noktadan sonra çırpınmayı bırakıyor. 

Her şey çemberi fark edene kadar. Bu insan uyumsuz ya da başkaldıran sınıfında değil. Bu insan, düzenin yarattığı gerçekliğin konusu ve aracı değil. Bütün bir yaşam bu sistem tarafından yönetildiğinde, söz konusu çemberin dışındaki kişi için bu görünmezlik hali tam anlamıyla acı bir yazgıya dönüşüyor.

Ama her şeyin bir sınırı var. Kimse ömür boyu aynı kederi sırtlanamaz. 

Çemberin dışında da bir hayat var. Kalabalıklar içinde yalnızlık, aydınlıklar içinde de bir karanlık var. 

Kendimi bu sınıfta görüyorum. Bu sınıfı seçmedim ama kurban rolünü de oynamayı istemiyorum. Bunu yapacak insan değilim hiçbir zaman da olmadım. Çemberin içine girmek gibi bir arzu içinde değilim artık. Kendime içinde huzurla yaşayacağım temiz bir zihin, ulaşılamaz ve harcanamaz bir ruh seçtim.

Belki de bunun mümkün olduğunu göstermek için geldim bu dünyaya. Bir kuş gibi uçabileceğim kanatlarım yok, bir ağaç gibi köklerimi toprağa salacak gücüm yok. 

Yine de yaşam hakkımdır. Buna inanacağım. 💙

Kendi Yolumuza Dair

Merhaba. Öncelikle sayfama hoş geldiniz. Bu sayfada yaşam yolculuğumuzu bize bir nebze olsa da kolaylaştıracak ve değerlendirecek içerikler yer almaktadır.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski