Manzaraya Kapılmak

Hayatın insanlara büyük bir karmaşadan sonra sakinlik sunduğu anlar vardır ya; işte böyle zamanlarda evren de çok ilginç bir sessizlik oluşmuş gibi hissediyorum. Ağustos böceklerinin bir anda susması gibi. Bir boşluğa düşmüş gibi oluyor insan. Aslında olması gereken gerçekliğin bu olduğundan emin. Buna karşılık söz konusu keşmekeşe de katlanmak zorunda kalmış. Her şeye rağmen ruhu huzura hasret.

İşte böyle zamanlarda insan, rastgele bir manzaraya aşık oluveriyor. Göğe bakıyor gün batarken. Kızıllığına meftun bir şekilde hayret ediyor yaşamın kendisine. Denize bakıyor; dalgalarla yükseliyor, onlarla düşüyor. Gündüz mavi gece koyulaşıyor bakışları. 

Gözü dalıyor önünde kayıp giden kalabalığa. Sanki onlarla beraber sürükleniyor bir bilinmezliğe, sanki onlarla beraber ta buralara kadar akıntıya kapılmış bir halde...

Uzun uzun hapsediyor kalabalığı gözlerine. Onlara bakıyor da görmüyor, dinliyor da konuşmuyor, dokunuyor ama hissetmiyor.

Böyle anlarda zihnimizde düşünceler dolaşıyormuş gibi bir kanıya kapılırız ya aslında öyle değildir. Belki bir kaç düşünce inadına tutunmaya çalışır ama nafile, anlık belirir ve anlık yok oluverir düşünceler bu zihinde. Manzara her zaman galip gelir.

Belki durma isteği, belki istekten ziyade bir mecburiyet. Uzakları görme temennisi şu mevcudiyetin içinde. En önemlisi onlar tarafından görünme, duyulma ve dokunulma isteği. Anlama isteği. Kendi kabuğundan çıkıp da keşfetme dileği tüm evreni.

"Dünyadayım, ben de varım işte!" inanma arzusu tüm benliği ile bu fikre. Manzara sadece görülmekle bitmiyor; çağırıyor da insanı kendine. Ellerinden tutuyor, yürütüyor korkusuzca cam kırıklıklarının üzerinde. Kanatlanıp uçuruyor, sarp ve aşılmaz sandığımız dağların eteklerinde. Varıyoruz sonunda güvenli limanlara, varıyoruz sonunda bir ev sıcaklığına.

Manzaraya kapılmak! Herkesin durup bir kaç saniyeliğine de olsa bunu yapma hakkı olmalı. Yeni bir ufuğu görmek, bir kuş uçuşunu takip etmek kıpırtısız nazarlarla. Herkesin hakkı olmalı bir manzarayı sevmeye. "Ruhum, dinleniyor bu güzelliğin karşısında" diyebilmeli.

Herkes bir manzaraya kapılabilmeli tereddüt etmeden. Belki bir gökyüzü. Belki derya deniz, uçuşan kuşlar, kediler ve köpekler, bisiklet süren bir çocuk, bir insan sadece. 

Ya da ayna? En azından bir kaç saniyeliğine.

Kendi Yolumuza Dair

Merhaba. Öncelikle sayfama hoş geldiniz. Bu sayfada yaşam yolculuğumuzu bize bir nebze olsa da kolaylaştıracak ve değerlendirecek içerikler yer almaktadır.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski