Gözüm yükseklerde mi? Evet, hep öyleydi. Ama başkasının yeri değildi bu yüksekler. Kendime ait bir yüksek yaratmaya çalışıyordum daima. Kimseye tepeden bakmıyordum. Kimseden daha en olduğumu iddaa etmiyordum.
Ciddi anlamda bana ait bir yer bulma hevesi içindeydim. Dünya ise zaten hep benden uzaktı. Sonra bir şeyler oldu. Sonra bir anlamı yitirdi o yüksekler. Sonra uzaklıklar kayboldu. Bir gün yakınlık da yitirildi. Sonra fark ettim; bir yer yok. Hem de hiçbirimize ait bir yer yok bu alemde.
Şarkılar hep bir temenni. Bir başka dünyanın insanıyız. Hepimiz bir dünya, hepimiz aynı uzaklıktayız birbirimize.
Ben okumak istiyorum. Ben yazmak istiyorum. Buralar bana ait olabilir mi? Kendime yakın olabilir miyim o zaman? O kadar da uzak olmamalı, oralarda kendime bir yer bulabilmeliyim. Olmalı artık. Muhakkak bir şeyler olmalı.
Zarlar hileli değil mi? Evet, öyle. Bunu herkes biliyor. Ben hileye bulaşmak istemiyorum. Benim uzaklarım iyiye ve güzele yakın.
Ben kendim olmak istiyorum. Kimsenin kopyası değil. Ben kendi yükseğimde kalmak istiyorum. Eğer dünyadan uzaksa oralar, ne mutlu bana.
Demek ki bir yer bulabilmişim kendime.
